Çok Gizli Notlar...

June 17, 2010 1:52 pm

BAK BİRDEN ENERJİM GELDİ

Az uyku yaramıyor bana. Hele de biraz içli şarkılarla hepten sapıtıyorum. Duygusal dalgalanmalarım tsunami kıvamında seyretmeye başlıyor. Elimde telefon bir o yana bir bu yana gidiyorum. Geceleri derecesi daha da artıyor bu kıvranmaların. O anda sanki yapsam, müthiş rahatlayacağım. Ne bahaneler uyduruyorum kendime inanılmaz.

Ama ya sonra? Zafer edasıyla girdiğim yatağımdan, sabah uyandığım huzurun seviyesi paha biçilemez. Salak mıyım neyim ben ya? Kendime yaptığım işkencenin komikliğine bak. Zaten giden gitmiş. En uzak daha nereye gidebilir?

Dün işyerimden biriyle ofis dönüşü beklenmedik bir konu açıldı. Ve öğrendim ki çocuk 7 yıllık kızarkadaşı tarafından hiçbir gerekçe olmadan terkedilmiş. Resmen kıvranıyor. Kesin bir başkasının olduğunu düşünüyor. Yüreği acıyor, vücudu yanıyor hatta paramparça lime lime parçalara ayrılıyor. Buraya kadar gayet sıradan aslında. Bariz bir aşk acısı ve kendine terkedilmeyi yedirememe durumu. Ama o anda öğreniyorum ki bu gepegenç adam, iyiden gençken, hatta çocukken, arka arkaya 2 sefer kanser vakası yaşıyor ve sanki grip olmuş gibi atlatıyor. Gayet soğukkanlı bir şekilde üstelik. Ne saçlarının dökülmesi, ne kemoterapinin etkileri, şu anda hissettiği acı ve korkunun yanından bile geçemiyor. Aramak istiyor, görmek istiyor, deliler gibi özlüyor. Kalbi, ruhu ve vücudunun her zerresi ayrı telden çalıyor.

O kadar net hissediyorum ki acısını, yaşadığım benzerliklerden bahsedince “Allahım allahım ben de bunları yaşıyacağım” diye direksiyonu sarsmaya başlıyor. Ben ise o esnada uykusuzluğun etkisiyle, elimde telefonu döndürüp duruyorum. Birden gülmeye başlıyorum durumuma. Yok aslında birbirimizden farkımız. Bir taraf kıvranıp, acı çekerken ve kendisiyle tuhaf bir hesaplaşma yaşarken, öbür taraf kimbilir ne modda, nerelerde, neler yapıyor ve diğerinin çektiği acıları ruhu bile duymuyor. Bir nevi kendini jiletleme ya da harakiri bizimkisi. Saçmalık.

Az önce deli bir kızın güncesini okudum bir bölüm. Bir sürü duygu devinimi arasında gidip gelen yürekleri görünce, enerjim geldi birden benim de. Hepten kendime gelmem içinse denize girmem lazım benim. Hem de en kısa sürede…

June 15, 2010 3:15 pm
default album art record default album art default album art CD reflection
[Flash 9 is required to listen to audio.]
  • Salut.mp3
  • By: Joe Dassin
  • 4 Plays

Joe Dassin - Salut

May 22, 2010 4:49 pm
Hayatta herşey bu kadar hızlı akıyor…

Hayatta herşey bu kadar hızlı akıyor…

4:41 pm

TİK TAK

Masum kadın pozlarında yazdıklarımdan sonra, burda yazdıklarımda neden uçuk olmayı tercih ediyorum bilmiyorum. Oysa, ben hala tek bir adamla mutlu olarak, çocuk yapmayı hayal ediyorum. Mutluluk konusu göreceli olsa da, çocuk istiyorum. Tik tak, tik tak :-)))

May 21, 2010 3:57 pm

YA ŞUNDADIR YA BUNDA

Düşün düşün beynim çıkar mı acaba? Mucize istiyorum ben artık. Şöyle şıppadanak herşey toparlanıversin. Ben yeniden üçlü, beşli çeşit çeşit takılabileyim. Vay anasını gerçekten, özüm buymuş da farkında değilmişim. Sadakat dediğin nedir ki zaten. Üstelik huzur da batar bana. Ama yaaaaa, sevgilim de pek muhteşem benim. Kararsız mıyım neyim :-))

May 18, 2010 5:39 pm
5:18 pm

KOCA YÜREKLİ KADIN

Hayatı olduğu gibi, geldiği gibi kabul etmek lazım bazen. Kararsızlık çok kötü çünkü. Yüreğini koymalı insan yaşadıklarına. Yüreğiyle sevmeli, yüreğiyle nefes almalı, yüreğiyle karar vermeli. Koşullar tersine zorlasa bile, yüreğinden asla vazgeçmemeli…İşte o yüzden kocaman benim yüreğim, gözlerimden mide boşluğuma kadar olan tüm alanı kaplıyor :-)))

April 21, 2010 3:25 pm
3:16 pm

NELER OLUYOR?

Kendimi bir çözsem, nasıl huzur bulacağım anlatamam. İnanılmaz mutlu bir gece yaşıyorum sevgilimle her açıdan. Enfes bir rakı meze muhabbeti. Sonrasında evde süper bir gece. Ama tüm bunları yaşarken aklıma başka birisi gelebiliyor. Bir başkasıyla birlikte olmak istiyorum. Başkasını özlüyorum. Neredeyse fırsatım olsa çıkıp, yanına gideceğim.

Ben bu durumları ne zaman aştım da bunları yaşıyorum bilmiyorum ki. Hayatımda elde edemediğim için takıntım haline gelen sevgilimle aynı şehirde yaşamaya başlayınca, elde etme hırsı da kalmadı. Sanırım duygularım yön değiştirdi. Bir başkasına ait insanlara karşı bu takıntım nedendir bilmem ki.

Kendi duygularımı anlamakta zorluk çekiyorum. Sevgi, aşk, bağlılık duygularım sapıttı. Her an herşeyi yapabilecek bir insan haline geldim.

İçimde müthiş bir mücadele var. Doğru olanı yapmakla, içimden geleni yaşamak arasında gidip geliyorum sürekli. Doğru olan içimden gelense, neden kendimi sonrasında suçlu hissediyorum.

Ve ben bunca başıma gelen sonrasında, hala neden ısrarla yazmaya devam ediyorum. Sanırım en sağlıklısı benim düşünmeyi ve irdelemeyi bırakmam, geldiği gibi yaşamam olacak. Dur beynim dur…

April 19, 2010 5:37 pm